20 Kasım Cumartesi 2021

Yeşil Türbe

Gezgin dostlar herkese merhabalar. Bursa’nın nadide eserlerini gezmeye başlamanın zamanı geldi. Bu eserlerin en güzellerinden bir tanesi olan Yeşil türbeyi hep beraber gezmeye başlayalım.

YEŞİL TÜRBE TARİHİ

Yeşil Türbe, taşıdığı tarihi, mimari ve sanatsal değerler açısından sadece Bursa’nın değil, Türkiye’nin sembollerinden biridir. Aynı zamanda Bursa’da UNESCO Dünya Mirasına alınan eserler arasında da en tanınanı. “Turkuaz İhtişam” olarak adlandırılan yapı, 1421 yılında Fatih Sultan Mehmet’in dedesi Çelebi Sultan Mehmet tarafından camisinin güneyine inşa ettirilmiştir. Türbe kentin doğusunda Yeşil semtinde, Yeşil Cami´nin karşısındaki tepe üzerindedir. Yeşil Külliyesi’nin en öne çıkan mimari yapısı olması yanı sıra Bursa’nın ve ülkemizin turistik, tanıtım sembollerinden biridir.

Bursa’yı yurtdışından ziyaret eden turistlerin öncelikli ziyaret ettiği yer olan Yeşil Cami ve Yeşil Türbe’nin mimarı; Çelebi Mehmet’in veziri aynı zamanda Saray’da Sanat Dairesinin de başkanlığını yapan Hacı İvaz Paşa’dır. Ahşap oymalarını Tebrizli Ahmet oğlu Ali’nin yaptığı türbede, kalem işçiliğini Şehrengiz yazarı Lami Çelebi’nin dedesi Nakkaş Ali bin İlyas Ali yapmıştır. Çini işlemelerin ustalığını Mecnun Dede adlı zanaatkar üstlenmiştir.

I. Mehmet Çelebi sağlığında türbeyi yaptırmış, 40 gün sonra da ölmüştür. Türbede Çelebi Sultan Mehmet ile oğulları Şehzade Mustafa, Mahmut ve Yusuf ile kızları Selçuk Hatun, Sitti Hatun, Hafsa Hatun, Ayşe Hatun ve dadısı Daya Hatuna ait olmak üzere toplam 9 sanduka bulunmaktadır.

MİMARİ ÖZELLİKLERİ

Dışarıdan bakıldığında tek katlı görünen türbe, sandukaların bulunduğu zemin kat ve kripto vazifesi gören tonozla örtülü bir bodrum ile beraber toplamda 2 katlı bir yapıdır. Kubbe her yüzünde sivri kemerli birer küçük pencere bulunan sekiz yüzlü kasnak üzerine oturur. Kubbeye geçiş, prizmatik üçgen dizisinden oluşan bir kuşakla sağlanmıştır. Kuzey yönündeki girişin sağında ve solunda yer alan mihrapcıkları, kapı üzerindeki stalaktitleri, kitabesi, dilimli kubbesi, çeşitli renk ve motiflerdeki çiniler ile bezenmiştir. Çiniler kabartma ve sır tekniğinin en güzel örneklerindendir. Kıbleye bakan mihrabı bir sanat eseridir. Buradaki çiniler İznik çiniciliğinin şaheser örnekleridir.

Yeşil Cami’nin mihrap yönünden, cami ile türbeyi birbirinden ayıran Yeşil Caddesi’nden merdivenle bahçe içerisindeki türbeye girilmektedir. Türbede Çelebi Sultan Mehmet’in kızlarından Varna’da şehit olan Karaca Paşa’nın zevcesi Selçuk Hatun, Hafsa Hatun, Ayşe Hatun, Sitti Hatun ve 1429 yılındaki vebadan ölen oğulları Mahmut ve Yusuf ile, 1422’de idam edilen Mustafa ve Daya Hatun gömülüdür.

Türbenin iç duvarları 3 m. yüksekliğe kadar sekiz köşeli, yeşil çinilerle kaplanmıştır. Bunların üzerlerinde de Selçuklu üslubunda madalyonlar, pencere üzerindeki ayna kısmında Hz. Muhammed’in sözlerini içeren yazılar bulunmaktadır.

Türbe birçok yönüyle Osmanlı’da tektir. Sultan’ın ölümüne 40 gün önce yapımı bitmiştir. Sultan’ın ölmeden önce inşası yapılan tek türbedir; sanki öleceğini hissediyormuş gibi.

Dışı tamamen çini kaplı olmasından dolayı bir benzeri daha yoktur. Bir anlamda Osmanlı’nın şahlanışının ve eski gücüne kavuştuğunun anıtsal simgesidir. Osmanlı türbelerinde hacim olarak en büyüğüdür.

NEDEN BU KADAR ÖNEMLİ ÇİNİLERİ VAR?

Bildiğiniz gibi adı ile de bilinen Yeşil Türbenin rengi aslında yeşil değildir. Buna Fransızlar Türk rengi anlamında olan turkuaz dese de bu rengin orijinal adı Farsçada firuze rengidir. Firuze de yeşile bakan mavi demektir. Firuze çinilerinin çoğunluğundan dolayı yeşil türbe olarak adlandırılmıştır. Yoksa gerçek manada bir yeşil rengini aramak doğru değildir. Peki çinileri orijinal mi? Dış çevre çinileri çok çeşitli restorasyonlarda yenilenmiş ve değiştirilmiştir. Maalesef ki orijinal değildir. 2006 – 2009 restorasyonlarında İznik çinileri ile değiştirilmiştir. Sadece giriş kısmının büyük çoğunluğu orijinaldir. Haricen içeri kısımda yer alan tüm çiniler orijinal çinileridir.

Mimar İvaz Paşa, yapı bittiğinde ileride çiniler kırılırsa, yıpranırsa diye yedeklerinin hepsini türbenin altındaki kripta mahzenlere saklamış. Tanzimat sonrası Batılılaşma etkisiyle Vali Ahmet Vefik Paşa tarafından getirilen Fransız Leon Parville, türbeyi restore etmiş fakat mahzendeki çinilerin bir kısmı Parville vasıtasıyla yurtdışına kaçırılmış. Yurt dışına kaçırılan çinilerin bazıları özel koleksiyonlarda, bazıları ise İngiltere’de müzelerde sergileniyor. Uzun yıllar Yeşil semtinde oturanların beyanlarıyla da kalan orijinal çini yedeklerinin, 1980 darbesi sırasında kaybolduğu yönündedir. Zamanımızda ise çinisi ile meşhur İznik’te bile tüm uğraşlara ramen bu renk tutturulamamaktadır.

PEKİ TÜRBE CAMİİDEN NEDEN DAHA YUKARIDA?

Bursa’daki birçok külliye genellikle tepelik noktalara kondurulmuştur. Enteresandır ki Osmanlı mimarisindeki değişik bir sistem ile yeşil cami yeşil türbeden daha aşağıya yapılmıştır. Osmanlı mimarisinde genellikle halk ve düşmanlara korku salabilmek için camiiler her zaman yüksek kesimlerde yer alır. Yeşil türbenin yanına geldiğinizde ise bu tam tersi olarak planlanarak yapılmıştır. Yeşil türbe yukarıda, yeşil cami ise aşağı kısımda kalmıştır. Siz sultan çelebi Mehmet olsaydınız en yüksek kısım türbenizi mi yaptırırdınız camii mi? Camii dediğinizi duyar gibiyim. Türbeyi mütevazice çukura yapardınız. Peki neden türbe yüksek kısma yapılırken cami aşağı kısma yapıldı biliyor musunuz? Caminin hemen önüne çıktığınız zaman dümdüz bir alan göreceksiniz. Burası Bursa ovasıdır.

Bursa’ya İstanbul’dan gelen meşhur ipek yolu vardır. Bu ticaret yolundan Bursa’ya doğru gelirken insanlar Uludağ’ı seyrede seyrede gelirler. Gelirken de Bursa siluetinde en önde gözükmesi gereken şey bir kişinin türbesi mi olmalıdır cami mi olmalıdır? Camiye saygı göstermek burası için yukarı yapmaktan değil öne yapmaktan geçmektedir. Şehrin siluetini cami oluşturması gerektiğinden dolayı atalarımız bu ince düşünce ile bizleri tekrar şaşırmayı başarmıştır.

ÖLÜMÜ GİZLENEN İLK PADİŞAH

Çelebi Mehmet 1309 yılında doğuyor. İlk öğrenimini Osmanlı Bey sarayı olan Bursa’da alıyor. Daha sonra Amasya’ya vali olarak atanıyor. Tam o sırada Yıldırım Beyazıt Timur’a karşı olan savaşı kaybedince Osmanlı fetret devri yaşanıyor. 11 yıl süren bir taht mücadelesinin akabinde 1413 yılında Çelebi Mehmet tahta geçiyor. 8 yıl gibi çok kısa bir sürede ise 24 savaşa bir fiil katılmıştır. Vücudu yorgun düşüyor. Aldığı yaralar, savaş sırasında verdiği mücadeleler sonrasında bir rahatsızlığı oluşuyor. Ve en son Edirne’de attan düşerek iyice rahatsızlıkları artıyor. İlaç ve doktor tedavisi ile de rahatsızlığı giderilemeyince ani bir şekilde vefatı gerçekleşiyor. Yaklaşık olarak 40 gün kadar bu saklanılıyor. 40 gün sonra da bildiğiniz gibi yeşil türbeye defnediliyor. Bu arada şunu da belirtmek isterim. Yeşil türbenin yapımı Çelebi Mehmet’in vefatından 40 ün önce tamamlanmıştır.  Şair de ne güzel demiş, “Bursa’nın altın kubbelerinde güneşler doğar, güneşler batar. Yeşilde bir tepe üzerinde Çelebi Mehmet yatar.”

İKİ KATLI OLDUĞUNU BİLİYOR MUYDUNUZ?

Bu kabir orta Asya Türk mimarisi ile yapılmış son kabirlerden bir tanesidir. Günümüzün insanları defnedilirken bir kabir kazılır, cenaze yatırılır, üzerine bir tahta ya da bir ufak duvar üstü kapatılıyor. Sadece bu kadar. Erken Türk mimarisi defin geleneğinde ise yerin altına bir oda yapmak vardır. Cenazeleri odaya yatırma geleneği vardır. Yerin altına bir kez daha çukur kazılmazdı. Bu nedenle Çelebi Mehmet’in türbesinin altında bir mezar odası vardır. Sanat tarihçisi Talha Uğurluel’in bilgilerinden edinmiş olduğum bilgilerle sizlere bu kısmı biraz anlatmak istiyorum.

Fotoğrafta görmüş olduğunuz yerdeki gri kapak açıldıktan sonra kripta bölmesine inmenizi sağlayan bir yol göreceksiniz. Ki maalesef burayı görme şansımız yoktur. Bu kripta bölmesinde enteresan odalar mevcuttur. Planlı ve özenle hazırlanmış bu odalar merhumların ebedi dinlenme yerleridir. Kriptaya ilk girdiğinizdeki odada Çelebi Mehmet’in kızlarının kabirleri yer almaktadır. Devam ettikten sonra ikinci bir oda gelmektedir. Bu oda da ise Çelebi Mehmet’in oğullarının cenazesi yer almaktadır. Şunu belirtmek isterim ki üst kısmı gezerken dikkat edeceksiniz ki 3 kızının sandukasını göreceksiniz. Kripta bölmesinde ise 2 kızının kabri yer almaktadır. Diğer kızının kabri nerede diye sorabilirsiniz. Bu kısmı sizlere içerideyken anlatacağım. Kariptada odalar içerisinde devam ettiğinizde 3. Bir oda vardır. Bu oda da ise Çelebi Mehmet tek başına yatmaktadır. İlk kriptaya girildiğinde bu odaları sağ ve solundan sarak koridor vardır. Bu koridor ön kısımda birleşmektedir. Sağdan veya sol kısımdan girdiğinizde bu koridorların içerlerinde birer tane mezar vardır. O mezarlarda ise daye sultan yatmaktadır. Daye sultanın ayrı yatmasının sebebi ise aileden olmadıklarından dolayıdır. Her neyse. Bu koridorların birleştiği uç kısımda ise bir genişlik vardır. Bahsetmiştim sizlere hatırlarsanız. Bu türbenin çinilerinin tamamının birer kopyası burada saklanmaktaymış. Yarın öbür gün deprem olur, kırılırsa diye yedekleri muhafaza edilirmiş. Ta ki çalınana kadar. Onu da sizlere bahsetmiştim.

YEŞİL TÜRBENİN DIŞINDA YATAN ÖNEMLİ KİŞİLER

Yeşil türbenin içerisini sizlere anlatmadan evvel özellikle bu iki mezardan sizlere bahsetmek istiyorum. Zamanında bu türbenin etrafı önemli kişilerin mezarları ile doluydu. Burası Bursa’nın ilk mezarlıklarından bir tanesiydi. Günümüzde ise çok az kişinin mezarı buradadır. Şairin dediği gibi “Bastığın yerleri toprak diyerek geçme, tanı.”

SÜLEYMAN BEY

Güzel bir ayrıntıdan bahsetmek isterim sizlere. İlahiyatçı ve Rehber Ömer Kaptan’dan edindiğim bilgiler doğrultusunda Yeşil türbenin sol tarafında ki kısımda herkesin önünden geçtiği fakat hiç kimsenin hikayesini bilmedi birisi var. Gördüğünüz gibi mezar lahit şeklindedir. Bu kişi Süleyman Bey’dir. Kimdir bu Süleyman Bey biliyor musunuz? Bugün İstanbul’da kapalı çarşıya gittiğinde ismini duyduğumuz Mahmut Paşa çarşısını hatırlarsınız. Daha doğrusu o muhitin ismi olan Mahmut Paşa muhiti. Bu şahıs ise Mahmut Paşa’nın oğludur. Süleyman Bey nezaketi ile kibarlığı ile babası gibi alim oluşu ile halkın sevgisini kazanmış bir şahıstır kendileri. Bu özellikleri mezar taşına da yansımıştır. Mezar taşında “Dar-ı fenadan Dar-ı bekaya intikal etti. Herkesin sevgisini kazanmış olan (ÖN)/ Mahmut Paşa’nın oğlu Süleyman Çelebi Allah onun mekanını ahiretteki cennet yapsın gideceği yer cennet olsun. Peygamberimizin hicretinden sonra 860 senesi (ARKA)” yamaktadır. Mahut Bey kısmına daha sonra detaylıca değineceğimiz için şimdilik geçiyorum.

HASAN CAN

Şimdi ise çok önemli birinin mezarından bahsetmek istiyorum sizlere. Bu kişi Yavuz Sultan Selim’in sırdaşı, arkadaşı olan Hasan Can’ın mezarıdır. Kafalarda hemen bir soru işareti olacaktır. Hasan Can’ın mezarı neden Yeşil Türbede? Yavuz Sultan Selim İstanbul’da hüküm sürmüştür. Kanuni sultan Süleyman’da daha sonralarında Hasan Can’a çok hürmet göstermiştir. Fakat mezarı buradadır. Hasan Can 1490’lı yıllarda doğmuş önemli bir zattır. Hasan Can, Yavuz Sultan Selim ile çok iyi görüştüğü ve yanında her daim tuttuğu bir devlet adamı olmuştur. Hasan Can ile Yavuz Sultan Selim’in çok meşhur diyalogları vardır. Bunlardan bir tanesini sizlerle paylaşmak isterim. Yavuz Sultan Selim ölüm döşeğindeyken Hasan Can şöyle demiştir. “Sultanım artık Allah’a kavuşmak vaktiniz geldi.” Yavuz Sultan Selim’de Hasan Can’a şöyle demiştir. “Hasan Can şimdiye dek beni kiminle bilirdin ki?” Ve daha sonrasından Yavuz Sultan Selim Hasan Can’dan Yasin suresini okumasını istemiş. Hasan Can okumaya başlamış Yavuz Sultan Selim de Hasan Can ile beraber okumaya başlamış. Sonrasında da okurken Yavuz Sultan Selim vefat etmiştir.  Gelelim Hasan Can neden burada? Hasan Can’ın oğlu Hoca Saadettin Efendi çok önemli bir tarihçidir ve o bir zaman Yıldırım medresesinin müderrisiymiş. Yavuz Sultan Selim vefat ettikten sonra Hasan Can oğlunun yanına gelmiştir. Hasan Can Yavuz Sultan Selim’in yasını çok üzün süre tuttuğu için kendisini saraydan uzakta Bursa’da inzivada hayatını noktalamış ve Yavuz Sultan Selim’in yanında gömülemese de onun dedesi olan Sultan Çelebi Mehmet’in yanında gömülmeyi arzu etmiştir.

YEŞİL TÜRBE’NİN İÇ KISIMLARINDA Kİ SIRLAR

Yeşil türbenin artık ufak ufak iç kısımlarına geçelim isterseniz.

GİRİŞ ÇİNİLERİ

Tarihçi ve Rehber Zafer İhtiyar hocamızdan aldığımız bilgiler doğrultusunda sizleri bilgilendirmek isterim. Giriş kısmında daha karşıdan sizleri muhteşem bir güzellik karşılayacaktır. Giriş portel kısmındaki tüm çiniler orijinaldir. Giriş kısmı 12 dilimli istiridye kabuğu şeklinde tasarlanıp yapılmıştır. Giriş kısmında hemen gözler kapıdaki kitabeye dikkat çekecektir. Bu kitabede bu türbeyi yaptıran Çelebi Mehmet’in ismi ve burada yatan zatın yaptırmış olduğu ifade edilmektedir. Peki bu türbenin kitabesinde ne yazıyor dersek, “Bu türbe merhum saadetli şehit ve sultan oğlu sultan Mehmet Bin Bayezid Han’ın türbesidir. Cemaziyellülâsında 824 yılında vefat etmiştir. Bu Sultan mahfur Mehmet Bin Bayezid Bin Murat Bin Orhan Bin Osman’ın hayatında kendi masrafıyla tedbir sahibi vezir Hacı Ivaz Bin ahi Beyazıt nezaretinde yaptırmıştır.” yazmaktadır. Normalde padişahlar kendi türbelerini hayattayken yaptırmaz. Onlar vefat edince çoğunlukla oğulları veya torunları tarafından yapılırken yeşil türbeyi Çelebi Mehmet hayattayken bizzat kendisi yaptırmıştır.

MUHTEŞEM KÜNDEKARİ KAPISI

Ufak ufak içine doğru girerken ilk başta bizleri o muhteşem kapısı karşılıyor. Hemen kapısındaki muhteşem el işçiliğinde bizlere bir isim anlatılmaktadır. Kitabede ise “Osman oğlu, Orhan Oğlu, Murat Oğlu, (Sol Kapı) / Bayezid Oğlu, Sultan Çelebi Mehmet (Sağ Kapı)” yazmaktadır. Etrafındaki yazılarda ise hayır dualar yazmaktadır. Bunla da burada adı yazılı olan padişahlara hayır dualar yapılmıştır.

Dediğimiz gibi Tebrizli ustalardan Ahmet Bin Tebrili tarafından ceviz ağacından Kündekari tekniği ile yani ustası hiç çivi kullanmadan, hiç yapıştırıcı kullanmadan 1549 parçayı birbirine geçiştirerek yapmıştır. Ne kadar muazzam bir işçilik olduğunu siz düşünün.

ÇİNİLİ SANDUKALAR

Türbenin içerisine girdiğimiz zaman ise ortada büyük bir çinili sanduka bizleri karşılamaktadır. Üzerini altın varaklı yazılar ile muhteşem bir çinili sanduka diyebilirim. Bu arada şunu da belirmek isterim ki Çelebi Mehmet’in çinili sandukası Osmanlı padişahlarının türbeleri içerisindeki en görkemli en muhteşem çinili sandukadır ve başka hiçbir Osmanlı padişahında göremeyeceğiniz türdendir.  Sandukanın üzerinde giriş kısmından bakıldığında ise şunlar yazmaktadır. “ Bu nurlandırılmış kabir ve bu hoş kokulu yatak sultanların en büyüğünün metfenidir. Hakanların en kerimi, dünyadaki sultanların medarı iftiharı, kullarının yardımcısı, beldelerin imarcısı, zulmün ve fesadın def edicisi” yazmaktadır. Sağ tarafından, mihrap kısmından bakıldığında ise şunlar yazmaktadır. “Gaza eden, cihat eden, Sultan 1. Murat’ın oğlu Bayezid, Bayezid’in oğlu Sultan Mehmet. Allah rızası ile Rıdvan’ı ile onu kuşatsın ve onu Firdevs cennetlerinde iskan etsin. 824 yılında Cemaziyelevvel ayında vefat etmiştir.” yazmaktadır. Ön kısmında ise “Allahım kereminle ve fazlınla biz bağışla bize merhamet et.” yazmaktadır. Burada adeta türbeye ziyarete gelen bizler için bir dua da yer almaktadır.

Sizlere kripta kısmında bahsederken bir kızının burada yatmadığını ama yukarıda 3 sandukanın bulunduğunu bahsetmiştim. Nedir bunun hikayesi ona bir bakalım. Hafsa hatunun kripto odasında kabri bulunmamaktadır. Ama yukarı kısımda sandukası vardır. Hafsa hatunun kabri Mekke’de Cennetü-l mualladadır. Diyeceksiniz ki nasıl oldu bu iş? Bosnalı İbrahim Paşa’nın hanımı olan Hafsa Hatun hacca gider ve orada vefat eder. Orda da Hz. Hatice’nin yanında yatmaktadır. Sırf orada yatıyor diye eskilerin değimi ile teberrüker bir kabir yapmışlar. Semboliktir ve millet dua etsin diye yapılmıştır.

MUHTEŞEM ÇİNİ MİHRAP

Türbelerde genellikle mihrap olmaz. Fakat burada bunun aksine bir mihrap vardır. Bu mihrap Osmanlı eserleri arasında yer alan mihrapların en güzeli olarak bilinmektedir. Aslına bakıldığında gördüğümüz desenler sırlı boya tekniği ile yapılmış bu muhteşem çini eser, biz evlerde annelerimizin, eşlerimizin çeyiz sandıklarında bulunan seccadelerin örneklerindendir. Akla hemen şu takılabilir. Neden mezarlar kıbleye doğru değil de yan tarafları kıbleye doğru?  Müslüman mezarları kıbleye doğru olmaz. Mezar içerisinde cenaze sağ yanı üzerine yatırılarak yüzü kıbleye gelecek şekilde defnedilir. Bundan dolayı yerleşim planı türbe içerisinde bu şekildedir.

Genel olarak bakıldığında hemen mihrabın orta kısmında yukarıdan aşağıya sarkıtılmış bir kandil işlemesi dikkate çarpıyor. Hemen içerisine de “Allah muvaffakiyetin velisidir” yazılmıştır. Bu kandilin hemen sağ ve sol tarafında şamdanların içinde uzunca 2 mum var. Bu mumlarda Allah ve Muhammet yazıları vardır. Biraz yukarı bakacak olursak eğer alınlık kısmında da çok güzel bir mesaj veren hadis vardır. “Vakti çıkmadan önce namaz için acele ediniz, ölüm gelmeden önce de tövbe için acele ediniz” yazmaktadır.

PENCERE SÜSLEMELERİ

Camların, pencerelerin üzerlerinde birbirinden güzel dünya ahiret karşılaştırmalı selam-ı kibarlar yer almaktadır. Dikkatinizi şuna çekmek isterim. Bu pencere üzerindeki yazıların hepsi neredeyse Arapçadır. Fakat bir tanesi Türkçedir. Bununla ilgili sizlere bir hikâye anlatmak istiyorum,

Merhum Abdulbaki Gölpınarlı Bursa’ya doğru geleceğini öğrendiği bir arkadaşına şöyle bir tavsiyede bulunur. Aman ha yeşil türbeye gidecek olduğunda dikkatli ol. Orada yaşlı çarıklı kurmaylar vardır cemaat içerisinde. Ve seni bir sınamadan geçirirler. Seni imtihan ederler ve arkandan kıs kıs gülerler. Çünkü bir zamanlar beni sınamışlardı, arkamdan kıs kıs gülmüşlerdi.

Diyor. Ve şuradaki yazıdan bahsediyor. Hemen mihrap kısmının sol tarafında. Neden bu yazıdan bahsediyor derseniz eğer, bu yazının ilk kısmı Arapça yazılmış fakat ikinci kısmı Türkçe devam etmiştir.

“Yeşil türbesini gezdik dün akşam. Duyduk bir musiki gibi zamandan, çinilere sinmiş kuran sesini, fetih günlerinin saf neşesini.” Ahmet Hamdi Tanpınar’ın çinilere sinmiş kuran sesini dinlediği bu yer yegâne Osmanlı yapısı olan, dış cepheleri tamamen çinilerle kaplı tek Osmanlı yapısı yeşil türbedeydik. Şimdilik sizlere veda ediyorum. En kısa sürede görüşmek üzere. Selametle.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

EN SON EKLENELER

BAĞLANTIDA KALIN

540BeğenenlerBeğen
7,856TakipçilerTakip Et
678AbonelerAbone