16 Ocak Cuma 2026
Ana SayfaSeyahat RehberiGezginin El KitabıYeni Biz Gezi Planlarken Bilmeniz Gerekenler

Yeni Biz Gezi Planlarken Bilmeniz Gerekenler

Herkese selam! Uzun zamandır aklımda olan ama “bir ara yazarım” deyip durduğum bir konuyu sonunda masaya yatırıyorum. Yıllar içinde bizzat dene yanıla öğrendiğim sayısız seyahat ipucunu, en sade haliyle sizinle paylaşma zamanı geldi. Diyelim ki yeni bir gezi planlıyorsunuz; hiç bilmediğiniz bir ülke, haritada bile parmağınızı koyarken tereddüt ettiğiniz bir coğrafya…
“Ne yapılır, nereye gidilir, nerede kalınır?” soruları kafada dönmeye başlıyor, değil mi? Merak etmeyin, yalnız değilsiniz.

Ben bu süreci nasıl daha az stresli, daha çok keyifli hale getirdim; kendi uyguladığım yöntemlerle, lafı dolandırmadan anlatacağım. Teknik tarafı var ama gözünüz korkmasın, mühendislik hesabı yapmıyoruz sonuçta, tatil planlıyoruz 😄

Aklınıza takılan her şeyi de yazının altındaki yorumlarda sorabilirsiniz. Kim bilir, belki sizin sorunuz bir başka gezginin de hayatını (ya da en azından tatilini) kurtarır.
E hadi, lafı daha fazla uzatmadan başlayalım. ✈️🌍

1
Nereye Gideceksiniz?

Dünya kocaman bir yer. Hem seyahat etme özgürlüğünün bu kadar arttığı hem de bilgiye ulaşmanın bu kadar kolay olduğu başka bir dönem zor bulunur. Aslında sınır diye bir şey varsa, o da çoğu zaman biziz. Seçenek çok, rota çok… O kadar çok ki insan bazen “nereye gideceğim ben şimdi?” diye kalakalıyor.

Bu yüzden çoğu kişi en kolay, en güvenilir, en az sürprizli yerleri seçiyor. Doğru mu? Bana sorarsan evet. “Azıcık aşım, kaygısız başım” kafası insanı rahatlatıyor. Kötü bir şey değil, hatta çoğu zaman gayet mantıklı. Ama mesele şu: nereye kadar?

Bir noktada şunu fark ediyorsun; tatile gerçekten ihtiyacın var. Hele bu stresli dönemlerde, tatil fikri bile insanın omzunu biraz hafifletiyor. Ama iş uygulamaya gelince… Kimisi “aman uğraşamam” deyip soluğu acentede alıyor, hazır bir tur programına kendini bırakıyor. Aslında farkında olmadan kendi hayallerinin önüne set çekiyor.

Yanlış anlaşılmasın, tur programları kötü değil. Aksine, keşfetme isteğini biraz olsun kaşıyor. Ama sınırlı zamanlar, sabit rotalar ve dakikası dakikasına planlar… Bir yerden sonra seni usulca şuna davet ediyor:
“Bir dahaki sefere kendi başına denesene.”

İşte macera tam da orada başlıyor. 😉

2
Kararını Ver! Acente mi, Bireysel Gezi mi?

Konuları adım adım ele alıp, sıfırdan kendi gezi planınızı oluşturmaya başladığınızda bir yerde mutlaka duraksıyorsunuz. İşte tam o anda kendinize dürüstçe şu soruyu sormanız gerekiyor:
“Ben bir acenteyle paket tura mı katılacağım, yoksa rotayı baştan sona kendim çizip özgürce mi gezeceğim?”

Bu iki sorunun da cevabı bambaşka yerlere çıkıyor. Hangisini seçeceğiniz ise tamamen size, sizin ruh halinize ve iradenize bağlı. Ne doğru ne yanlış var burada; sadece tercih var.
Kararınızı verdiyseniz, hiç oyalanmadan bir sonraki sorulara geçelim. Çünkü işin asıl eğlenceli kısmı şimdi başlıyor 😉

3
Acenteyi Seçtiyseniz

Buraya kadar okuyorsan ve gözün bu satırlara takıldıysa, belli… Sen biraz rahatına düşkünsün 😄
Kabul edelim, konfor alanından çıkmak çoğu zaman insanın gözünü korkutuyor. Ama sorun değil, anlıyorum seni. Bütün yıl çalış, didin, yorul… Sonra tatilde de “en azından kafam rahat olsun” de. Gayet haklı bir isyan bu.

İşte tam bu noktada doğru acente seçimi devreye giriyor. Ülkede de dünyada da sayısız turizm acentesi var. Nereye gideceğine karar verdin diyelim, peki hangisine güveneceksin? Burada yılların verdiği deneyimle söylüyorum: acentenin büyüğü küçüğü değil, verdiği cevaplar önemli.

İlk soruyu net sor:
“Bu tur kesin planlı mı?”
Bu soruya net, kaçamak yapmadan cevap alıyorsan firma hanesine ilk yıldızı yaz.

Sonra konaklama meselesi geliyor. Nerede kalınacak, hangi otelde uyunacak? Muallak cevaplar varsa orada bir dur. Netlik varsa ve konaklama kalitesi içini rahatlatıyorsa, hop… bir yıldız daha.

Tur programı sana hitap ediyor mu? Bu da kritik. Yaşını, enerjini, tatilden beklentini iyi düşün. Yoğun mu olsun, sakin mi? Sabah akşam koşturan bir program mı, yoksa “acelem yok” tadında mı? Acenteli turların güzel yanı zaten burada; program senin yerine planlanmış oluyor. Bir de üstüne gezilen yerleri anlatan, hikâyesi olan biri varsa… işte o zaman tadından yenmez.

Gezmek istediğin yeri seçtin, acente arayışına girdin. Derken o meşhur soru geliyor:
“Alternatifi var mı?”
E var tabii. İnsanoğlu bu, her zaman daha iyisini ister. Ama şunu unutma: Seçtiğin turun ne kadar keyifli geçeceği büyük ölçüde acentenin elinde.

A firmasıyla B firmasının fiyatları arasında fark varsa, dur bir düşün. O fark neden var? Detaylara bak. Sırf üç kuruş ucuz diye bütün tatilini zehir etmenin alemi yok. Tatildesin sen; bırak biraz gönlünce eğlen. Zaten çoğumuz senede bir kez çıkıyoruz bu yolculuklara.

Ucuz tur kovalamak yerine, kaliteli bir firmadan, iyi planlanmış bir tur almak her zaman daha büyük avantaj. Tatilin sonunda da arkana yaslanıp şöyle bir “Oh be…” demek var ya, işte mesele o.

Özetle:
Doğru firma, sana uygun tur programı, net ve kaliteli konaklama, mantıklı fiyat politikası.
Bu başlıklardan yıldız toplayan firmalar, seni yarı yolda bırakmayan firmalardır. ✨

Malum, Bursa’da yaşıyorum. Hal böyle olunca da şehirdeki acenteleri az çok tanıma fırsatım oldu. Zamanında birçok tura katıldım ama içlerinden biri var ki gönül rahatlığıyla adını anarım: Oksijen Travel.

Abartmıyorum; gerçekten misafirinin arkasında duran, iş çıkmaza girdiğinde “ee ne yapalım” demeyen, çözüm üretmeyi bilen bir firma. Tur sırasında da, sonrasında da muhatap bulabiliyorsun ki bu işin en kıymetli kısmı bence.

Eğer Bursa çıkışlı turlar düşünüyorsanız, bir göz atmanızı kesinlikle tavsiye ederim. Web sitesinde tur programları, detaylar, rotalar hepsi açık açık yazıyor. “Benim kafama yatar mı?” diye bakmak isteyenler için linki de buraya bırakıyorum:
👉 https://www.oksijentravel.com/

Kısacası, denenmiş ve içime sinmiş bir tecrübe. Gerisi zaten yolda belli oluyor 😉✈️

4
Bireysel Gezi Yapmak İsteyenler İçin

Gelelim işin hem en keyifli hem de en zahmetli kısmına…
Keyifli diyorum çünkü kendi planını yaparken, daha yola çıkmadan gideceğin yerlerde gezmeye başlıyorsun aslında. Bir bakmışsın bir sokakta kaybolmuşsun, sonra başka bir şehirde, ardından “aa burası da varmış” diye sekme üstüne sekme açıyorsun. Ve farkında olmadan bir sürü şeyi kendi kendine öğreniyorsun.

Evet, kabul edelim… Kimi insan için bu süreç tam anlamıyla eziyet. Ama kimi için de başlı başına keyifli bir uğraş. Hatta bazen yolculuğun kendisi değil, planlama kısmı daha çok mutlu ediyor insanı. “Ben bunu kendim yaptım” hissi var ya, işte o.

Bu noktadan sonraki yazı ise tamamen kendi bireysel turunu planlamak isteyenlere hitap ediyor. Dikkat çeken, işinizi kolaylaştıran ve planlama sürecinde gerçekten yardımcı olacak bir yol haritası olacak.
Hazırsan… başlıyoruz. 🚀🌍

5
Nereye Gideceksiniz?

Öncelikle şunu netleştirmek gerekiyor: Nereye gideceksin?
Evet, biliyorum… Ucu fazlasıyla açık bir soru bu. Hatta çoğu insan için bu soru, tatil planının en kaotik anı. Çünkü bilinmezliğin içine bir girdin mi, rota bir anda on farklı ülkeye, yirmi farklı şehre sapabiliyor.

Kendine dürüstçe şunu sor:
“Ben gerçekten nereye gitmek istiyorum?”

Bu sorunun cevabını bulmak, inan bana bazen çok zor oluyor. Ama işin güzel tarafı şu: cevabı bulduğun anda yolun büyük kısmını yürümüş oluyorsun. Gerisi teknik detay, halledilir. Asıl mesele yönü belirlemek. Rotanı seçtiğinde, pusula zaten gerisini sana gösteriyor 😉

6
Rotayı Seçtik. Peyi Hangi Mevsim?

Gelelim bir diğer önemli başlığa…
Diyelim ki gideceğin yeri belirledin. Ya da en azından belirlemeye çok yaklaştın. “Nasıl yani?” dediğini duyar gibiyim, hemen küçük bir örnekle açayım.

Mesela Mısır’a gitmek istiyorsun ama izin işini ancak ağustos ayına ayarlayabildin. İşte tam burada işler biraz karışıyor. Çünkü ağustos ayında Mısır, sıcaklık konusunda adeta “ben buradayım” diye bağırıyor. Tatil mi yapıyorsun, yoksa fırına mı girdin belli değil 😅 Bu da haliyle keyfi baltalıyor.

O yüzden hangi mevsimde gideceğin, bir önceki soruyla yani “nereye gideceksin?” meselesiyle doğrudan bağlantılı. İnsanlar boşunamı Dubai’ye kışın gidiyor. Yazın aynı rota tam anlamıyla eziyete dönüşüyor. Ya da Uludağ… Yazın gidilir mi? Gidersin. Ama “tatil yaptım” hissi alır mısın? Orası biraz muamma.

Kısacası, bu iki soruyu birlikte düşünmek şart:
Nereye gideceğim?
Hangi mevsimde gideceğim?

Bu ikisine net cevap verdiğinde, planın en sağlam temelini atmış oluyorsun. Gerisi zaten daha kolay geliyor.

7
Ulaşım Seçenekleri

Rotamız belli, ne zaman gideceğimiz de net. Şimdi geldik işin “nasıl gideceğiz?” kısmına.
Uzaklık–yakınlık hesabını yaptığında ulaşım seçenekleri kendiliğinden dökülüyor ortaya: uçak, tren, otobüs, gemi… Gideceğin yere en hızlı ve sana en uygun şekilde ulaşmak tamamen senin elinde.

Kimi insan uçak korkusu yüzünden uçağı direkt eliyor, tren ya da otobüsü tercih ediyor. Gayet anlaşılır. Zaten yolculuğu keyifli hale getirmek de biraz senin bakış açına kalmış. Yanına iyi bir playlist, birkaç bölüm dizi, belki bir kitap aldın mı; yol dediğin şey çekilecek çile olmaktan çıkıyor. Enerjini düşürmemeye bak, daha yolun başındasın sonuçta 😉

Uçak tarafı ise başlı başına bir dünya. Ekonomikten first class’a kadar seçenek bol. Bütçen neye el veriyorsa, hangisi sana uygunsa onu seçersin. Burada küçük bir tüyo: farklı uçak arama motorlarında çapraz sorgu yapmadan bilet alma. Aynı uçuş, farklı platformlarda bambaşka fiyatlara çıkabiliyor.

Bu arada, web sitemde paylaştığım ucuz uçak bileti bulmak yazısına da bir göz atmanı öneririm. Cüzdanın sana teşekkür eder, ben garanti veriyorum 😄✈️

8
Konaklama Yerini Seçmek

İtiraf edeyim, benim bile en çok zorlandığım kısım burası 😄
Belki gençliğin verdiği enerjidir, belki de “her yerde yatarım” kafası… Bilemiyorum. Ama gerçek şu: herkesin konaklamadan beklentisi farklı. Kimi hostel sever, sosyalleşirim der. Kimi biraz daha olgun yaşlarda, güvenliğine ve düzenine bakar; “ben derli toplu bir yerde kalayım” diye düşünür. İkisi de gayet normal.

Konaklama konusu gerçekten derya deniz. Ucuz pansiyonlardan lüks otellere kadar hemen her şehirde seçenek bol. Ama ben kendi yaptığım şeyi söyleyeyim, belki işine yarar.
Eğer bir şehirde uzun süre kalacaksan; deniz kenarı olur, şehir merkezi olur, manzarası güzel bir yer olur… Keyfine ve bütçene göre en iyi noktayı seç. Çünkü orası senin evin olacak.

Ama “ben burada biraz kalırım, sonra şehir değiştiririm” diyorsan, işte o zaman tablo değişiyor. Bu durumda ulaşım noktalarına yakın yerler altın değerinde. Metro durağı, otobüs ya da tren istasyonu… Neresi olursa. Çünkü kimse valizlerle sokak sokak dolaşmak istemez. Otele gir–çık, valizi kap, hop terminale… Oh mis.

Bir düşün: tek bir gezide 4 farklı şehir geziyorsun. Bu, 4 kez valizle şehirde dolaşmak demek. Tam bir işkence. Tabii bunu taksi ya da toplu taşımayla biraz hafifletebilirsin, o ayrı. Yani karar senin:
Valiz mi taşıyacaksın, hızlı mı hareket edeceksin?

Konaklama seçerken bir diğer kritik konu da kaldığın yerin toplu taşıma ya da taksi ağına yakınlığı. Neden mi? Küçük ama hayat kurtaran bir örnekle anlatayım.
Tatildesin, şık giyinmişsin, en sevdiğin kıyafetin üstünde. Yemekteyken bir şey döktün üstüne. Oldu bitti… O kıyafetle çekilecek onlarca fotoğraf hayal oldu 😅 Ne yaparsın? Hemen üstünü değiştirmek istersin, değil mi?

İşte bu gibi durumlar için bile ulaşımı kolay bir yerde kalmak büyük avantaj. Bu sadece basit bir örnek. Tatilde insanın başına ne geleceği hiç belli olmuyor.
Umarım başına bir şey gelmez tabii ama… hazırlıklı olmak her zaman iyidir 😉

9
Gezilecek Yerlerin Listesi

İtiraf edelim… Burada biraz boğulacaksın 😄
“Orayı mı görsem, burayı mı eklesem?” derken kafa bir noktada çorba oluyor. Ama dur, panik yok. Şimdi sana gerçekten işe yarayan tüyolar bırakıyorum.

Önce kabataslak bir liste yap. Aklına gelen her şeyi yaz, filtresiz. Liste tamam mı? Süper. Şimdi ikinci aşama:
“Benim için vazgeçilmez olanlar hangileri?”
Onların ayrı bir listesini çıkar. Çünkü sokaklarda gezerken her yeri görme şansın olmayacak, bunu baştan kabul edelim.

Mesela Roma’dasın ve elinde 3 gün var diyelim. Üzgünüm ama gerçeği söylemem lazım: 3 günde Roma bitmez. Roma dediğin yer, sanat ve tarihin vücut bulmuş hali. Minimum 5 gün ister. Daha azında olur mu? Olur… ama yarım kalır.

Burada akla hemen şu soru geliyor:
“Peki hangi şehir için ne kadar süre gerekli?”

Eğer gideceğin şehirle ilgili web sitemde bir yazı varsa, bunu zaten uzun uzun anlatmışımdır. Yoksa da üzülme, yalnız değilsin. Yapay zekâ diye bir mucize var artık. Birine sor, sana nete yakın cevaplar verir.

Listeye geri dönelim. Yerleri yazdın, öncelikleri belirledin, hatta yedekleri de ekledin. Ama şunu sakın unutma:
İnsan yemek yer. Kahve içer. Bazen de “şuradan bir tatlı gömeyim” der 😄

Yani plan yaparken bunları da hesaba katman şart.

Benim şahsen kullandığım ve hayatımı kurtaran bir yöntem var. Gideceğim yerleri tek tek yapay zekâya soruyorum:
“Burayı gezmek ortalama ne kadar sürer?”
Sana aşağı yukarı net süreler veriyor.

Hatta ben genelde şu tarz bir metin kullanıyorum:

“XXX yerlerini gezeceğim ve ortalama her sabah 09:00’da güne başlayacağım.
Bu yerlerde gezilecek süreleri minimum olarak hesapla.
Mola ve yemek aralarını da ekleyerek, yürüme mesafesi veya toplu taşıma seçeneklerini göz önünde bulundurup saatlik bir plan oluştur.”

Abartısız söylüyorum, bu yöntem beni defalarca kurtardı.
Sen de bir dene. Büyük ihtimalle “Bunu neden daha önce yapmamışım?” diyeceksin 😉

10
Buraları Bize Kim Anlatacak?

Bilmeden gezmek kadar insanın içini sıkan bir şey yok, kabul edelim. Acenteyle gidiyorsan zaten bu dert yok; rehber var, anlatıyor, sen dinliyorsun, kafan rahat. Peki ya bireysel geziler? “Ben tek başıma geziyorum, ne olacak şimdi?” diyorsan… dur, hemen anlatıyorum.

Benim bütün gezilerimde uyguladığım bir taktik var. Bak, bunu ilk defa burada söylüyorum ha 😄
Hatta sevdiklerinle de paylaş, sevap point kazandırır.

Önce gezi listemiz hazır olacak. Nereleri gezeceğimiz net. Bu listeyi yaparken körlemesine hareket etmiyoruz; yapay zekâ uygulamalarından, bloglardan yardım alıyoruz. “Gittim, baktım, çıktım” yok. Görmek istediğin yerler hakkında önceden bilgi alıyorsun. Ben bazen işi abartıyorum, nerede durup nasıl fotoğraf çekeceğime kadar yazıyorum. Yapay zekâ bu konuda inanılmaz yardımcı.

Listeler tamam mı? Bilgiler hazır mı?
Hatta çıktılarını aldın mı? (Evet, ben alan tayfadayım 😄)
O zaman gezmeye hazırsın.

“Yok ya, tatilde kâğıt mı taşıyacağım şimdi?” diyenleri de duyuyorum. Dur, hemen dijital tarafına geçiyorum.
Birçok şehrin kendi hazırladığı dijital rehber uygulamaları var. Açıyorsun, bakıyorsun, neyin ne olduğunu çatır çatır anlatıyor. Mis gibi.

Bir diğer seçenek… tahmin ettiğin gibi: yine yapay zekâ.
Uygulamayı aç, canlı konuşma özelliğini başlat, kamerayı göster… Anlatmaya başlasın. Abartmıyorum, resmen rehber gibi konuşuyor.

Luxor seyahatimde notlarımı otelde unutmuştum. “Eyvah” dedim ama sonra bunu denedim. Vallahi kurtardı beni. Gösterdim, anlattı… anlattı… susturamasak devam edecek 😄

Özetle:
Bireysel geziyorsan bilmeden gezme. Bilgi cebinde olsun, keyif katlanıyor. Teknoloji burada düşman değil, yol arkadaşı 😉

11
Güvenliğini İlk Sıraya Al

Her şey tamam. Ulaşımı ayarladın, konaklama hazır, gezilecek yerleri de sıraya koydun. Peki ya güvenlik?
Güvenlikten kastım bodyguard’la gezmek değil tabii 😄 Ama bilmediğin bir ülke, bilmediğin bir coğrafya… Hırsızlık, kapkaç gibi durumları mutlaka hesaba katman gerekiyor. Kötü niyetli insanların, senin iyi niyetini suistimal etmesine izin verme. Temkinli olmak paranoyaklık değil, akıllıca davranmaktır. Keyifli bir gezi, saçma bir dikkatsizlik yüzünden kabusa dönmesin. Kısacası: hırsızlara davetiye çıkarmayın.

Bir diğer önemli konu da sağlık. Bilmediğin yerlerde dolaşırken, şartlara göre hareket etmek seni her zaman bir adım öne taşır. Seyahate çıkmadan önce düzenli kullandığın ilaçlar varsa mutlaka yanına al. Bunun dışında ben ne yapıyorum? Ağrı kesici, basit antibiyotikler ve küçük bir acil durum seti… İnan, valizde yer kaplamıyor ama günü kurtarıyor.

Bak, başımdan geçen bir olayı anlatayım.
Floransa’dayım, bir anda müthiş bir baş ağrısı tuttu. Beni bilen bilir, baş ağrılarım hafif olmaz. İki seçeneğim vardı: ya karanlık bir odaya kapanıp günü çöpe atacaktım ya da ağrı kesici iğne vurulup gezmeye devam edecektim. “Floransa’da günü bitiremem” dedim ve hastanenin yolunu tuttum.

Ülkemde kullandığım ağrı kesici iğneyi gösterdim, muadil bir şey rica ettim. Ama işler bizdeki gibi ilerlemedi…
Ön analiz, doktor onayı, muayene…
Sonra ilaç, sonra bir daha muayene…
Toplamda 3–4 saat hastanede kaldım. Türkiye’de bu iş maksimum 30 dakika. Çıkarken de cabası: ciddi bir ücret ödedim.

İşte o gün şunu çok net anladım: seyahat sağlık sigortası şart.
Birçok kişi gereksiz görüyor ama yaşayınca fikriniz anında değişiyor. Ben o günden sonra gittiğim her seyahatte, ülke istese de istemese de mutlaka seyahat sağlık sigortası yaptırıyorum. Sen de yaptır. Gerçekten. “Bana bir şey olmaz” dediğin anlar, genelde tam tersinin olduğu anlar oluyor 😉


Bu kadar anlattıktan sonra yazıyı toparlamanın vakti geldi sanırım 🙂
Ortaya gerçekten güzel bir rehber çıktığını düşünüyorum. Burada paylaştığım maddeleri tek tek ele aldığınızda, kendi kendinize mis gibi bir tatil planı çıkarıyorsunuz. Ne karmaşa kalıyor ne de “ben bunu atlamışım” hissi.

O yüzden top artık sende.
Bir an önce otur, planını yapmaya başla. Harita aç, hayal kur, liste hazırla… Gerisi zaten akıp geliyor.

Aklına takılan bir şey olursa da hiç çekinme. Aşağıdaki yorumlar kısmına yaz, en kısa sürede cevaplarım; bundan emin olabilirsin.
Şimdiden keyifli, bol keşifli, az stresli tatiller dilerim. Yolun açık, bavulun hafif olsun ✈️🌍

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

EN SON EKLENELER

BAĞLANTIDA KALIN

579BeğenenlerBeğen
5,267TakipçilerTakip Et
3,480AboneAbone Ol