Gölyazı Gezi Rehberi

0
10.2.2017

     Gün doğmaya başlıyor. Apollon göğü aydınlatırken insanların içine de umut salıyor. Bursa’nın belki de Türkiye’nin en iyi ışık alan köyü. Dünya listelerinde görülmesi gereken köyler listesinde yer alan Gölyazı’ya hoşgeldiniz. Zamanının en iyi yerleşim yerlerinden olan Gölyazı fotoğraf severlerin ilk durağı haline gelmiş durumda. Ben de merakıma yenik düşüp düştüm yollara.


GÖLYAZI’YA NASIL GİDİLİR?

Bursa’nın Nülüfer ilçesine bağlı olan Gölyazı, Bursa şehir merkesinden 40 km uzaklıkta İzmir yolu üzerinde yer alıyor. Bursa’dan İzmire doğru giderken hop diye bir tabela karşınıza çıkıyor. 8 km kadar da içeriye doğru gittiğinizde Gölyazı’nın muhteşem manzarası sizleri karşılıyor olacak.

Diğer bir ulaşım şekli olan toplu taşıma. Nilüfer belediyesi burada önemli bir rol oynamış ve siz gezginleri buraya kolay ve ucuz bir yoldan ulaşımını sağlamayı hedeflemiş. Bursa’nın ulaşım firması olan Burulaş’ın sitesinden 5-G hattının seferlerine bakabilirsiniz. Sizin için hangi saatlerin uygun olduğunu karar verdikten sonra ilk önce Bursa merkezde bulunan Küçük Sanayii istasyonuna gelip buradan da 5-G hattı ile bir saatlik bir yolculuk ile Gölyazı merkeze kadar ulaşabilirsiniz.

GÖLYAZI’DA NELER YAPILIR?

Buranın muhteşem doğasına her zaman hayran kalmışımdır. Uluabat gölünün kıyısında bir ada olarak kurulmuş. Zamanının en popüler noktası olan Gölyazı eski ihtişamı olmasa bile birazda olsa ayakta kalmayı başarmış. Sabah erken geldiğinizde buraya ister şehir merkezinde olsun ister ana karada olsun çok güzel kahvaltı noktaları mevcut. Göl kenarında eskileri hatırlayalım derseniz de köy içindeki, göl kıyısında konuşlanmış noktalardan birini seçip güzel bir köy kahvaltısını muhteşem doğa ile paylaşabilirsiniz.

Köy Türkiye’nin en iyi ışık alan yerlerinden biri olduğundan dolayı fotoğrafçıların uğrak noktalarından birisi haline gelmiş. Köy halkıda hafta sonları gelen turistlerin köydeki kalabalığa aldırış etmez haline gelmişler. Alışmışlar yani. Fotoğraf makinanızı kapıp burada muhteşem doğa fotoğraflarını çekmemeniz için engeliniz yoksa kopun gelin derim.

Öğlen vaktine doğru yavaş yavaş balıkçılar balıklarını sergilemeye başlıyor. Kıyıya kayıklarını çekerken, pelikanlarda bu kayıkların etrafında geliyorlar. Alışmışlar belki karnımız doyar diye. Ha şunu da belirteyim. Öyle 2-3 tane pelikan değil en az 15 tane. Zaten yazın kuşların en uğrak noktalarından birisi olan Uluabat bu konuda baya zengin bir popülasyona sahip. Balıkçılardan ister balığınızı kendiniz taze taze alıp evinizde pişirebilir, isterseniz de restoranların birine girip tarih içinde nefis balığınızı yiyebilirsiniz.

Gölyazı’nın olmazsa olmazlarından birisi ise tekne turudur. Siz istemeseniz bile oradaki amcalar sizin aklınıza girip illa binmenizi isteyecekler. Ki binmelisiniz de zaten. Öyle aman aman da bir ücret vermeyeceksiniz. Adanın muhteşemliğini bir de tekneden görmenizi tavsiye ederim.


GÖLYAZI’DA GÖRÜLMESİ GEREKENLER

Köy burası ne var demeyin. Dedim ya zamanının en eski yerleşim merkezlerinden. Başlıca sıralayacak olursak;

  • Ağlayan Çınar
  • Aziz Panteleimon Kilisesi
  • Apollon Tapınağı (Ulaşım sadece teknelerledir. Farklı bir adada yer alıyor.)
  • St.Constantinus Manastırı

Köyde ayrıca Leylek Şenlikleri düzenlenmektedir. Zamanınızı bu döneme denk getirmeniz daha eğlenceli olacaktır.


TARİHİ

Mitoloji

Efsaneye göre, Marmara Denizi'nin güneyinde bulunan Odryes Çayı, Bandırma'dan denize dökülürmüş. Bugünkü Uluabat Gölü'nün olduğu yerde Apollonia Krallığı, Odryses Çayı'nın bulunduğu yerde de Melde Krallığı kuruluymuş. Melde Kralı, Apollonia kralının kızını oğluna istemiş. Ancak kız, bu izdivaca gönlü olmadığı için prensle evlenmemiş. Apollonia Kralı da kızını korumak için, bir tepe üzerinde saray yaptırarak kızını buraya saklamış. Bunun üzerine çileden çıkan Melde Kralı, oğluna istediği kızı alamamaktan dolayı kırılan onurunu onarmak için intikam alma yoluna gitmiş ve Odryses Çayı'nın yolunu değiştirip Apollonia kentinin bulunduğu topraklara akmasını sağlamış. Böylece tüm Apollonia toprakları sular altında kalırken prensesin bulunduğu sarayın çevresi sularla çevrili bir ada olarak kalmış. İşte efsaneye göre Uluabat Gölü de böyle oluşmuş.

Tarih İçinde

Roma dönemine kadar gider. Roma döneminden kalanları, evlerin temel taşlarında görmek mümkündür. Tarihi ve coğrafi orijinal özellikler taşır. Apollon Krallığı'nın merkezi olarak bilinir. Döneminde bir süre Adramytteion (Edremit)'e, bir süre de Kizikos (Edincik)'a bağlı kalmıştır. İmparator Hadrianus (M.S. 117-138) 'un Bitinya gezisi sırasında kente uğradığı, kentin kapısındaki adına konulmuş onur yazısından anlaşılmaktadır.

Bizans Dönemi'nde Apollania ad Rhyndacum, önce Bitinya Piskoposluğu'na bağlı kalmış, daha sonra Nicomedia ve kısa bir süre de Kios (Gemlik) piskoposluklarına bağlanmıştır.

Osmanlılar 1302 yılında Baleum (Koyunhisar) Savaşı'ndan sonra, bu kaleye sığınan Kite Tekfuru'nu kovalayarak ilk kez Apollania önlerine gelmişler; ancak bu kuşatma sırasında kaçak tekfurun teslim edilmesi dolayısıyla anlaşmaya vararak geri çekilmişler, yalnızca Alyos adasını ele geçirmekle yetinmişlerdir. Bu adanın ele geçirilmesiyle, esasen Apollania ad Rhyndacum'un gölün çıkış kapısındaki berkitilmiş Lopadion kalesiyle ilişiği kesilmiş bulunuyordu.

YORUM

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen adınızı buraya giriniz!