Bosna Sınır Polisi

0
452

Artık hangi turum olduğunu hatırlamıyorum. Ama arkadaşım Emrah’la beraber bir balkan turunda beraberdik. Bir hafta deliler gibi gezdik ve sonrasında arkadaşımın zamanı olmadığı için bir haftanın sonunda Belgrad’dan dönmek zorunda kaldı. Ben tabi bolca vaktim olduğunda birazcık daha uzatma kararı aldım. Belgrad’dan sabah erken kalkan bir otobüse yetişmek için sabah soğuğunda hızlı adımlarla arkadaşımla beraber terminal noktasına doğru geldik. Tabi son olan olaylardan dolayı terminal olabildiğince göçmen vardı. Neredeyse otobüs terminalinin her yerinde yollarda yatıyorlar, çoluk çocuk demeden yaşam savaşı veriyorlar. Bu biraz üzücü bir durum. Her neyse bu farklı bir konu. Arkadaşımı hava alanı otobüslerinin orda bıraktıktan sonra ben biletime check-in yaptıktan sonra otobüsümü buldum ve yerleştim. Tabi balkanlarda otobüs yolculuğu Google Map üzerinden olduğu kadar kısa sürmüyor. İster istemez bir yerde durup mola verdik. Bir baktım ki birkaç Türk var. Tabi boş durur muyum? Hemen lafa koyulduk;

  • Merhaba.
  • Merhaba.
  • İlk seferiniz mi?
  • Evet. Ben ve arkadaşım bu taraflara İlk defa geliyoruz. Ama daha evvelinden Makedonya’da bulunmuşluğumuz var.
  • Anladım güzel.
  • Peki ya sen?
  • Ben Belgrad’dan evvel bir haftadır bu coğrafyada dolaşıyorum. İlk durağım Priştine idi.
  • Vay! Baya uzun süredir geziyormuşsun.
  • Eve ama yeteri kadar değil. Her zaman dolaşılacak başka başka rotalar çıkıyor karşıma.
  • Süpermiş! Ne yapacaksın peki Bosna Hersek’te?
  • Bilmem birkaç şehir dolaştıktan sonra farklı bir ülkeye geçebilirim. Bilmiyorum ama.
  • Buralarda neler yapılır pek bilmiyoruz yardımcı olur musun?
  • Tabi ki de neden olmasın. Kalacak yerinizi ayarladınız mı?
  • Evet ayarladık.
  • Peki o zaman Bosna’ya inelim plan yaparız.
  • Tamamdır anlaştık. Teşekkürler.
  • Ne demek.

Bir süre geçtikten sonra Bosna’da buluşup iki gün boyunca dolaştık. Saraybosna ve Mostar’ı gezdik. Plan yapıp ben bir gün Podgorita’da kalacaktım. Yeni tanışmış olduğum arkadaşlarımda Üsküp üzerinden Ohri’ye geçeceklerdi. Ne olduysa Bosna Karadağ sınırında oldu. Sınır polisi arabaya bindi ver herkesin pasaportlarını topladı. Bir süre sonra geri geldi ve pasaportların bir kısmını geri verdi. Biraz daha geçtikten sonra yeni tanışmış olduğum arkadaşımı çağırdı. Sınırda olduğumuzdan dolayı arabadan aşağıya inemiyorum. Sonra arabanın canımdan bir hengamenin olduğunu birbirlerine bir şeyler anlatmak istediklerini gördüm. Sonra arkadaşım bana el kol yaparak beni yanına çağırdı.

  • Hayırdır ne oldu?
  • Polis bana ülkeden çıkamayacağımı söylüyor.
  • Ne alaka. Bir saniye bir de ben konuşayım.

Polis bankosunun önüne ilerledim. Fazla yaklaşmaman için öncelikle polisten bir uyarı aldım

  • Merhaba. Problem nedir acaba.
  • Ülkeye kaçak girmiş bu arkadaş.
  • Olur mu ya hep beraber girdik nasıl kaçak girmiş olabilir?
  • Ben anlamam kaçak girip girmediğinizi veya beraber olup olmadığınızı bilemem maalesef.
  • Peki ne yapmamız gerekir.
  • Öncelikle buradan çıkamazsınız. (Kafamızdan aşağıya sıcak sular döküldü resmen. Çünkü girişteki pasaport polisi bir tanesine işlem yapmayı unutmuş. Yani kaçak girmiş sayıldı.)
  • Peki olur yolu nedir nasıl işleyecek durum.
  • (Polis çat pat olan İngilizcesi ile bir şeyler anlatmaya çalışırken resmen anlaşamıyorduk.) Şimdi ben telefon edeceğim göçmen bürosuna. Oradan bir görevli gelecek. Ki bu görevli yarın gelir anca. Arkadaşın hakkında işlem yapacak 2000€ ceza yiyecek ve sınır dışı edilecek ve 5 sene Bosna’ya giriş yapamayacak. (Bu kısım bizim yıkıldığımız kısım oldu.)

Son birkaç dakika ne yapacağımız konusunda birbirimizle tartışırken polis sanırsam bizim iyi niyetli olduğumuzu ve kendi çıkarlarını konuşturabileceğini anladı ve bize dönerek.

  • Hey Bakar mısın.
  • Evet buyurun memur bey.
  • Sizin işinizi görürüm. Ama beni de gömeniz gerekir.
  • Nasıl yan?
  • Yani buraya mührü vurup ülkeden çıkmanıza izin verebilirim ama beni göreceksiniz.
  • Tamam sorun değil ama ne yapmamız gerekir.
  • Beni görün yeter.

 Arkadaşıma dönüp,

  • Bu herif bizden rüşvet istiyor resmen.
  • Hadi ya. Biliyordum ama Bosna polisinin bu kadar aç gözlü olduğunu da bilmiyordum.
  • Peki o zaman anlaşmaya çalışıyorum.
  • Tamam ama fazla kastırma bütçeyi.
  • Tamamdır anlaşıyorum o zaman.

Tekrar polis bankosunda dönüp,

  • Tamamdır o zaman anlaşabiliriz. Ama öncelikle şunu belirtmek isterim. Üçümüzde öğrenciyiz ve nakit çok az paramız var. Yanımızda 100€’dan başka paramız yok. Yarısını sana verelim yarısı da bizde kalsın.
  • Tamam anlaştık o zaman. Yalnız burada vermeyin. Kameralar çalışıyor ve merkezden izleniliyoruz. İçeride verin parayı.
  • İçerisi derken.
  • Şurası. (El ile işaret ederek.)

Eli ile işaret ettiği kısma girdik ve elimi cebime attım cebim de cüzdan yoktu. Sonradan hatırladım. Cüzdanım arabadaki çantadaydı. Polislere durumu belirtip çantamdan cüzdanı alıp geldim.

  • Buyurun paranız. Dediğim gibi 50€.
  • Tamamdır. Siz şimdi arabaya geçin ben pasaportu mühürlü bir şekilde şoför ile göndereceğim.
  • Tamam biz arabaya geçiyoruz.

Birkaç dakika sonra şoför geldi ve pasaportu bize getirdi. Bosna her ne kadar Türk dostu olsa da bir o kadar da menfaatçi bir ülke olduğu konusunda bizleri şaşırttı. Bu olay ortalama on beş dakika kadar sürmesine karşın bize resmen 1 gün gibi geldi. Sorunsuzca Bosna’dan çıkış yaptık ama 50€’dan da olmuş olduk.

Adanalı iki arkadaşa ithafen. Osman M. ve Yasemin A.

YORUM

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen adınızı buraya giriniz!