Brüksel'de Başka Bir Gün

0
27.7.2016

Belçika’nın merkezinde yer alan Brüksel, Alman Flemenk ve Fransız kültürünün karışımını bir arada bulunduran nadide şehirlerden. Belki çantalı gezginlerin en son uğrayacağı noktalardan burası. Neden mi? Diğer Avrupa ülkelerinde ki çekicilik burada yok. Diğer bir konu da fazla popüler değil. Belki bir Roma, bir Paris olmayabilir ama Brüksel her zaman benim uğrak noktalarımdan olmuştur. Bundan daha yazımdan daha 27 ay önce kadar Brüksel’i ilk ziyaretim bir arkadaşımın tavsiyesi ile olmuştu. Oda Brüksel’in küçük ve bir günde dolaşılabileceğinden bahsetmişti. Bende ne kaybederim ki bir günden gibilerinden düşünüp o zaman gezi listeme eklemiştim. İyi ki de eklemişim bu şehri listeme. Belki kimilerine göre saçma gelecek ama beni cezbetti bu şehir. “Neyini cezbetti arkadaş?” diyebilirsiniz ama mimarisi olsun, insanların cana yakınlığı olsun beni cezbeden noktalardan burası.


Gündüzün güzelli gezisinin eşsizliği farklı bir şehir Brüksel. Sırf waffle yemek için bile gelinebilir. Ciddi söylüyorum. Sırf Waffle için gelen tanıdıklarım var. Öyle böyle değil buranın waffleları. Türkiye’de yediğiniz waffleları bir kenara koyun buranınkileri başka bir kenara. Burada Waffle yedikten sonra ne demek istediğimi anlayacaksınız. Ben genelde sadesini tercih ediyorum. 1€ olarak fiyatlandırmalarının yanı sıra istediğinizi eklettire biliyorsunuz. İster nutelle, ister krema, ister meyve, isterseniz hepsinden biraz. Kenarına da bir top çikolatalı dondurma eklettirmeyi unutmayın ama. Waffle Brüksel için büyük bir çekim aracı diyebilirim.


Herşey Waffle değil ama. Sokaklarda kaybolurcasına dolaştığınızda birden aklınıza “Ben neredeyim şimdi?” diyebilirsiniz. Hemen cebinize elinizi atıp telefon veya harita çıkartmayın. Siz turistsiniz unuttunuz mu? Sürü psikolojisine uyup kalabalık nerdeyse oraya doğru yürüyün mutlaka bir köşe başında fotoğraf çekilen başka turistlerde olacaktır. Hemen çekik gözlü arkadaşlardan bir tanesini bulun ve sizin fotoğrafınızı aynı yerde çekmesini rica edin. Neden çekik gözlü? Dediğinizi duyar gibiyim. Fotoğraf işinde bu arkadaşlar kadar iyi olanını henüz görmedim. Hepsi mi? Evet hepsi. Kimden fotoğrafımı çekmesini rica ettiysem hepsi de on numara beş yıldızlı bir fotoğraf çekip istediğimi elde etmemde yardımcı oldular.


Her neyse Brüksel’e geri dönelim. Brüksel’ geldik ne yapmamız lazım? Dediğinizi duyar gibiyim. Daha evvelden bir çok kez bu şehirde farklı zamanlarda bulundum. Kişisel deneyimlerime dayanarak şöyle bir sıralama yapabilirim kendimce.

  • Sokaklarında kaybolun: Turist olduğunuzu unutmayın. Sadece otel veya hostelinizin yerinizi iyi bilin gerisini şehir halledecek zaten. Sokaklarında dolaşmaktan en çok zevk aldığım ikinci şehir diyebilirim. Birincisi tabi ki de Roma. Her köşe başında farklı bir ambiyans, her köşe başında farklı bir dükkan görebilirsiniz. Turist olduğunuzu tekrar hatırlatırım. Girin dükkanlara illa bir şeyler almanızı istemiyor kimse sizde. Girin dolaşın.
  • Çikolata yiyin: En son Brüksel hava alanında görevli size Belçika çikolatasını yiyip yemediğinizi soruyor. Eğer yemediyseniz pasaportunuza kocaman bir çikolata parçasıyla çıkış mührü vurup bir daha girmemenizi sağlıyor Belçika’ya. Tabi ki de böyle bir şey yok. Gönül rahatlığı ile giriş çıkış yapabilirsiniz ülkeye. Ama şimdi Türkiye’den çıkıp ta bu buralara kadar gelip yemeden dönmek olmaz. En kötü ihtimalle çikolata almasanız bile dükkanlara girip dolaşsanız bile sizlere çikolata ikram eden birileri mutlaka olacaktır. Şehirde o kadar çok çikolatacı var ki, her dükkanı ziyaret ederek bol bol ikram çikolatası yiyebilirsiniz.
  • Olmazsa olmaz waffle: Bu konuda ciddiyim. Yemeden kesinlikle gelmeyin. Hatta ben sevmem diyen arkadaşlar olursa en azından 1€ verip bir kere denesinler. Sonra bakalım kaç taneden sonra kendilerini durdurabilecekler göreceğiz. Yemekten sonra rekorum 5. Manneken Piss civarlarında bol bol dükkan ve bol bol turist olduğundan sirkülasyon çok hızlı ve ucuz. Bussel Nord civarında bu rakam 2-4€ arası değişiyor. Biraz yürüyerek neden 2-3 tane yerine 1 tane yemek isteyesiniz ki?

  • Turistik mekanları es geçmeyim: Sizlere müzeleri mutlaka görmeniz gerekir demiyorum, ama  yinede görmeniz istediğim güzel yerler var. Bunların başında oyuncak müzesi yer alıyor.
  • Gideceğiniz döneme dikkat edin: Okyanus iklimi oldu ve kuzey kutbuna yakınlığından dolayı inanın bana kışın bu şehir gerçekten de çok soğuk oluyor. Bu yüzden en ideal bahar ayları oluyor. Genelde ben tüm seyahatlerimi bahar aylarında düzenlerim. Hem bunaltıcı sıcak olmaz, hem de dondurucu soğuklardan uzak durmuş olursunuz. İlk bahar ayına özellikle dikkat edin. Yağmur mevsiminde de kimse ıslanmış bir şekilde dolaşmak istemez.
  • Külahta patates mi olur? Evet bal gibi olur. ayak üstü hemen ufak bir atıştırmalık. Bazı tuz sevmeyenler için tadı biraz tuzlu gelebilir ama belirteyim.
  • BİRA!!!: Şimdi kalkın gelin siz buralara bira içmeyin oldu mu şimdi? Alkol kullanmayan arkadaşlar için bir lafım yok ama. Buraların biralarını da anlat anlat bitiremeyiz. Şöyle yapmanızı öneririm. Akşam yemeğini güzel bir yerde yedikten sonra, biraz yürüyerek bu yediklerinizi hafifte olsa eritin. Sonra Delirum’un yolunu tutun. Burası Brüksel’in en iyi barı diyebilirim. İçeride her tür milletten insan var. Oturun birinin masasına alın biranızı muhabbete başlayın. İnanın bana kimse neden benim masama oturdun da demez. 250’den fazla birası var Belçika’nın. Bira listesinden içtiğiniz biraların isimlerine bir çizik atmayı da unutmayın. Her ağız tadına uygun bira var. Eminim ki sizin de favori biranız bu listelerinde birinde yer alacaktır.

Yazımın başında dediğim gibi benim favori şehirlerimden Brüksel. Birçok kez tek geldim, birçok defa da arkadaşlarımla. Yine uğrayacağımdan emin olabilirsiniz. Başka bir yazıda görüşmek üzere.


08.07.2016 Tarihli ziyaretimdir.

YORUM

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen adınızı buraya giriniz!